Akaryakıt Maliyeti Kaynaklı Gelir Baskısı
Kilometreler normale dönerken, kullanılabilir gelirin (zorunlu harcamalardan sonra elde kalan ve harcanabilir para) daha büyük bir kısmının yakıta gitmesi bekleniyor. Almanya’da bu oranın geçen yılki %2,8’den %3,5’e çıkacağı öngörülüyor. Geçen yıl kullanılabilir gelirin yakıta ayrılan payı Hollanda’da yaklaşık %2, Portekiz’de %4,5 seviyesindeydi. Bu tablo, enerji maliyetleri yükselirken ülkeler arasında baskının eşit dağılmadığını gösteriyor. Yüksek enerji fiyatlarının, hâlihazırda zayıf olan tüketici güvenini (hanelerin geleceğe dair harcama ve gelir beklentisi) daha da baskılaması bekleniyor. Metin, pompa fiyatlarının genellikle düşüşe göre daha hızlı yükseldiğini; bunun hem güveni hem de satın alma gücünü olumsuz etkilediğini vurguluyor. Brent ham petrol (Kuzey Denizi referans petrolü) fiyatı varil başına 95 dolar civarında seyrederken, hanelerin satın alma gücündeki sıkışma piyasanın ana temalarından biri hâline geliyor. Temel sorun, sürüş düzeninin pandemi öncesi normale dönmesi; bu da tüketicinin yakıt kullanımını kolayca kısmamasına yol açıyor. Sonuçta kullanılabilir gelir doğrudan eriyor ve ekonomi için ciddi bir olumsuz unsur oluşuyor.Avrupa Piyasaları İçin İşlem Etkileri
Bu baskı, duyarlılık verilerinde şimdiden görülüyor: Avrupa Komisyonu’nun son verileri tüketici güveninin -18,5’e gerilediğini gösteriyor. Tarihsel olarak güven bu kadar düşükken ve hane bütçeleri sıkışmışken, ilk kısılan harcama zorunlu olmayan ürünler (temel ihtiyaç olmayan harcamalar) oluyor. Zorunlu olmayan tüketime bağımlı sektörlerde zayıflık beklenebilir. Yatırımcılar için bu, tüketiciye dönük Avrupa hisselerinde düşüş yönlü bir yaklaşımı işaret ediyor. Otomotiv ve perakende sektörlerine bağlı ETF’lerde (borsada işlem gören fon) satım opsiyonu (put: fiyat düşerse kazandıran sözleşme) alımı, önümüzdeki haftalarda tüketimde yavaşlamadan yararlanma yolu olabilir. Bu alanlardaki tekil şirket hisseleri üzerinde de aşağı yönlü baskı oluşabilir. Ocak ayında Euro Bölgesi perakende satışlarının %0,4 düştüğünü gösteren en güncel makro veri, bu eğilimin başladığını doğruluyor. Bu genel ekonomik fren, Euro Stoxx 50 gibi ana endekslerde kısa pozisyonu (düşüş beklentisiyle satış yönlü pozisyon) gündeme getirebilir. Endeks üzerinde koruyucu satım opsiyonları, daha geniş bir piyasa düşüşüne karşı etkili bir korunma (hedge: risk azaltma) sağlayabilir. Bu ortam Avrupa Merkez Bankası için de bir ikilem yaratıyor: Son öncü tahmin, büyüme zayıflarken manşet enflasyonun %2,8’e yükseldiğini gösterdi. Bu durum beklenen faiz indirimlerini geciktirebilir ve faiz oranı türevlerinde (faize bağlı fiyatlanan sözleşmeler) “faizler beklenenden daha uzun süre yüksek kalır” beklentisine yönelik fırsatlar doğurabilir. Bu politika belirsizliği EUR/USD kurunu (euro/dolar paritesi) da baskılayabilir. 2022’deki enerji şokunda da benzer bir dinamik görülmüştü: Yüksek enerji maliyetleri hızla zayıf tüketime ve daha geniş bir ekonomik yavaşlamaya dönüşmüştü. Bu örnek, şirket kârlarının (kazançların) ne kadar hızlı etkilenebileceğinin piyasada hafife alınabileceğine işaret ediyor. Bu da piyasa oynaklığından (fiyat dalgalanması) kazanç sağlayan pozisyonları, örneğin VSTOXX endeksine (Euro Bölgesi hisse piyasası oynaklık göstergesi) bağlı opsiyon alımını, daha cazip kılabilir.
Hemen işlem yapmaya başlayın – Gerçek VT Markets hesabınızı oluşturmak için buraya tıklayın